sinan’ın ardından bakmak
mimar sinan‘ a saygı fotoğraf yarışması 2008 kataloğunu paylaşayım istedim.
(looking beyond sinan – respect to sinan photo competition catalogue 2008)
mimar sinan‘ a saygı fotoğraf yarışması 2008 kataloğunu paylaşayım istedim.
(looking beyond sinan – respect to sinan photo competition catalogue 2008)
“sam o’ hare” nin çektiği the sandpit adlı kısa video çok az bir sürede oldukça fazla kişi tarafından izlendi. videoyu özel kılan new york’ un mimarisini, gecesini, gündüzünü, trafiğini kısacası yaşamını yansıtıyor olması değil çekim tekniği!
new york’ ta bir günü fotoğraflayarak videoya almış desem yanlış olmaz. nasıl mı?
fotoğrafların art arda getirilerek video oluşturulmasına “time-lapse” denilir. sam o’ hare bu tekniği kullanarak 35.000′ in üzerinde fotoğraf çekmiş. fotoğraflarda da “dof” yani “depth of field” tekniği ile fotoğraftaki bazı bölgeleri blurlayarak bir odak noktası oluşturmuş, bu da bizim gerçeği maket gibi algılamamıza sebep olmuş.
minyatür gibi görünen her şey aslında gerçek, tamamen çekim tekniği ile alakalı olan bu sevimlilik kendine özgü müziğiyle de birleşince ortaya ilginç bir yapım çıkmış..
hikayesinin devamı için the sandpit
yenikapı istasyonu, müze istasyon haline getirilecekmiş. avrupa’ nın en büyük transfer noktası olması beklenen marmaray yenikapı istasyonu‘ nun “müze istasyon” haline getirilmesiyle ilgili protokol törenle imzalanmış.

yenikapı‘ da theodosius limanı‘ na ait kalıntılar bulunmuştu. burada marmaray projesi‘ nin ana transfer noktası inşa edilecekmiş. kentin mekansal düzenini değiştirecek olan projenin şehircilik ve mimari tasarım açısından ihtisaslaşmış kurumlarla ilişkili olarak hazırlandığını belirten yetkililer, dünyanın en ilgi çekici arkeolojik keşifleri burada ortaya çıkarıldığı için bu eserleri sergileyebilmek amacıyla yerli ve yabancı çok sayıda mimarın projelerini sunacağını belirtmiş.

projenin bitiminde milyonlarca insanı sirküle eden bir düğüm noktası olması bekleniyor yenikapı’ nın..bitirme projemde ben de yenikapı‘ ya uluslararası yolcu terminali tasarlamış ve beğeni toplamıştım tasarımımla..bakalım ortaya nasıl bir düğüm çıkacak..
japon bir mimara ait bu tasarım, birbirinden bağımsız iki bölümden oluşuyor;
bir bölüm oturma odası ve mutfak gibi “public” alanlardan meydana gelmişken, ve dahi bu alanlar dışarıdan içerisi “seyredilebilir” şekilde tasarlanmışken;
diğer bölümü “private rooms” dediğimiz yatak odası, giyinme odası, banyo vs oluşturuyor;
yokohama’ daki bu ev kasım 2009′ da tamamlanmış. ayrıca kıskananlar çatlasın mantığıyla konu komşu görsün düşüncesiyle son model aracın yer alacağı garaj da camla çevrelenmiş!
“mimarlık hakkında bir çok şey” diyebileceğim bir post bu. güzel bir kaynağa mimarlığa giriş diyebileceğimiz konularda yönlendirmeler..
periods & styles in architecture | tarih öncesi devirlerden günümüz gökdelenlerine doğru bir yolculuk;
world’s tallest buildings | dünyanın en uzun binaları; (şimdilik en uzun olan bina burj dubai için lütfen TIKLAYIN)
great buildings & structures | ünlü binalar ve yapılar;
famous architects | ünlü mimarlar
how buildings work | yapıları ayakta tutan ya da çökmesine sebep olan “şey”
house styles | ev tipleri

17 yıl sonra, evet tam 17 yıl sonra ayasofya, iskelelerinden arındı..müzecilerin “demirbaş listesi” ne ekleyelim dediği 55 m yüksekliğinde ve 181 ton ağırlığındaki demir yığını, istanbul 2010 avrupa kültür başkenti çalışmaları kapsamında kaldırıldı.

ayasofya‘ nın ilk binası m.s 360 yılında yapılmış, 415′ te yenilenen yapı, 537′ de imparator justinien tarafından yeniden inşa ettirilmiş. ayasofya, 1453′ te fatih’ in istanbul’ u fethiyle camiye çevrilmiş, istanbul’ daki ilk cuma namazı da burada kılınmış..

ayasofya, iskelenin de sökülmesiyle birlikte tüm ihtişamını yeniden göstermek üzere ziyaretçilerini bekliyor..
dünyanın en yüksek kulesi olma ünvanını tayvan 101 kuleleri’ nin elinden alan burj dubai, çölün ortasından gökyüzüne doğru sivrilerek, benim gibi bu işe sinir olanlara göz dağı verir nitelikte kendince..

ateş alacak bir roketi andıran mimarisiyle burj dubai yaklaşık 950 m yüksekliğe sahip..
çölün ortasındaki gül dubai, kendini ispat ettikten sonra hafızalardan silinememe adına bakalım hangi ilklere daha imza atacak..
yağmur yağdı şehre..sıradan bir cümle..

çoklarının acısını anlatıyordu aslında..

başka türlü nasıl anlatılabilirdi ki..yağmur yağmıştı işte bu şehre..

küçük bir kızın hüznünde gizliydi yağmur..

sele kapılan bisikletine bakarkenki halinde..

ve birilerinin sol yanına hiç uğramamıştı bile hüzün..sular çekildikçe yağmalamayı iş edinmişlerdi kendilerine..

dubai’ deki palmiye adaları değildi burası..

altyapıdan önce üst yapının yapıldığı avrupa kültür başkenti istanbul’ du..

onlarca kayıp, onlarca ölüyle sonuçlanan bir yağmur geçti istanbul’ un başından bu anlamlı günde..


şişli‘ deki konutların metrekaresi 6 bin 200 dolardan satılacakmış.

teslimler ise ramazandan itibaren başlıyormuş. 71 adet dairenin alıcısı şimdiden hazırmış.

37 katlı 144 metre yüksekliğindeki rezidans kulesinde büyüklükleri 102 ile 650 metrekare arasında değişen 206 rezidans yer alıyormuş.

rezidans bloğunda ev sahiplerine, bilet bulmaktan, rezervasyon yaptırmaya kadar her türlü ihtiyacını karşılamaya yönelik concierge servisi, 24 saat hizmet veren özel hizmet ve kapı görevlisi, resepsiyon, valet parking, teknik servis ve ev işi hizmeti gibi birçok hizmet sunulacakmış. öte yandan inşaatı sürdürülen ofis kulesinde ise büyüklükleri 60 ila 2 bin metrekare arasında değişen 100 ofis oluşturulacakmış.

dünya gayrimenkul devi donald trump’ ın avrupa’ da gerçekleştirdiği ilk projesi olma özelliğini taşıyan trump towers’ ta 3 farklı tarzda iç mimari uygulanmış.

istanbul‘ un çözümsüz trafik sorununa çözüm getirme amacıyla yapımında karar kılınan 3. köprü‘ nün çevreci köprü olacağı söylentileri dolaşıyor. yeşil alanların minimum tahribat görmesi için tünel ve viyadüklere yer verileceği belirten yetkililer farklı inşaat tekniklerinin kullanılacağının haberini de verdiler.
köprünün geçtiği yerin belediye imar planlarına işlenmesi gerektiğini belirten ulaştırma bakanı binali yıldırım ”istanbul, izmit ve adapazarı’ nda imar planlarına işlenecek ve biz açıklayacağız” diyerek açıklamada bulunmuş.
köprünün mimarisi için de verilen bilgiye göre iki türlü proje düşünülüyor: yatık askılı ve düşey askılı. her iki durumda da istanbul’un tarihî silüetine uygun kalınacağı belirtilmiş. projenin orijinalinde raylı sistem yok, ancak ulaştırma bakanlığı raylı sistem etüdü de yaptırıyormuş.
isim konusunda henüz bir ipucu olmadığından bir çok basın kuruluşu anketlere başladı bile..
haydi hayırlısı.